25 Eylül 2016 Pazar
Konuşan Fotoğraf
- Sezonu 12+ asist ile bitirip en değerli oyuncu olacak Volkan Şen Volkan Demirel'in kucağına zıplamış.
- Fabiano kucaklaşmak için sırasını bekliyor. O sırada masörün gözü tribünlerde birinde, belki de karşılıklı "ben demedim mi ? " diyecekler. Volkanların arkasındaki Advocaat'ın yardımcısı Mario Been olmalı. Sakin, çalıştığımız pozisyon, daha bunlardan çok atarız diyor.
- Hep o kale arkasında gördüğümüz sarı başörtülü ablamız şükürler olsun diyor. Yanındaki abi sevincini koltuğa çıkarak göstermiş. Fenerbahçe cana can katar.
- Yan tarafa geçersek, genç kardeşimiz gece like üzerine like alacak bir video çekiyor, gözü de saha içinde. Teknolojiyi ihmal etme ama anı da yaşa !
- Bir üst sırada "gol abi gol be"sesleriyle bir kucaklaşma var. Beşiktaşlının Beşiktaş'ı sevmesi,Galatasaraylının Galatasaray'ı sevmesi bir sevgi fişeğidir ama Fenerbahçelinin Fenerbahçe'yi sevmesi Türkiye'nin en büyük kıyametidir demiş büyük usta İslam Çupi. Fenerbahçe'yi beraber sevmek, golden sonra sarılmak ne güzeldir.
- Bir baba mutlulukla oğlunu havaya kaldırmış. Her maç bir çocuğun ilk maçıdır ve çok kıymetlidir. O baba da çocuktu ve babası onu İnönü'de bir maçta havaya kaldırmıştı.
- Yanlarındaki mavi gömlek, lacivert ceketli (yanılmıyorsam) Fenerbahçe iletişim departmanından Necati Mete. Gol sevincini 5N1K hassasiyetiyle seyrediyor.
- Yanındaki efsane formalı arkadaş gerinince göbeği çıkmış. Forması güzel, biraz kilo vermeli.
- Üst sıraya çıkalım... Bir taraftar yumruklarını havaya kaldırmış tek başına seviniyor. Yumruklar havadaki o sevinç en güzel sevinçtir.
- Yukarıya tırmanmaya devam...Eşofmanlı abi sevgilisiyle çak yapıyor. Sarılsam ayıp olur mu dediğiniz kız arkadaşınızı alın Fenerbahçe maçına götürün ! İki sevdiğim ile bir arada olmak ne güzel deyin...
- Bir baba hafif uykulu, sanki maçtan biraz kopmuş oğluna "gördün mü golü ?" diyor. O çocuk ilk maçına gitmişse o baba ne çok dua etmiştir bir gol atalım diye. O uykulu, biraz da ilgisiz görünen çocuk bugün okulda bülbül kesilecek tüm maçı anlatacaktır...
- Demirlere tırmanan abi candır.
- En yukarıda bir sevinç yumağı arasında bir çocuk daha seviniyor. O Fifa 17'da oynuyor maça da gidiyor. Öyle babaları seviyoruz.
Fotoğrafı çekene de, bitime 10 dakika kala gol yese de maçı çevirenlere de helal olsun.
19 Eylül 2016 Pazartesi
Birisi, "Fenerbahçe en son..."
Birisi, "Fenerbahçe en son 5 gol attığında takım otobüsüne ateş edilmişti" dese çok fazla gönderme yapmış olur.
Öncelikle 1.5 sene geçmesine rağmen faili bulunmamış (Şekip beyin açıklanmamış ifadesi de var) ve o sezon Fenerbahçe'nin futbol performans damarını kesen bir olayı hatırlamış oluruz. Devamında Fenerbahçe'nin son 5 sezonda yaşamış olduklarının Neil Gaiman'ı aratmayacak bir bilim kurguya benzediğini ama gerçek olduğunu... Sonrasında da 1.5 senedir 5 gol atmayı başaramadığını.
5 golü anlatmak ne keyifli !
Volkan'ın Emenikeye pası. Onun bir santrafor bilinciyle topu tutması, şut vurmak yerine (bildiğimiz Emenike orada vururdu) Josef'e aktarması ve onun da soyadına yakışır bir şekilde bitirişi.
Lens'in güzel ortası, Ozan'a hep söylendiği gibi 'kafasını kullanması' ve benzerini 2 hafta önce de yapmış olması.
Kasımpaşa frikik kullanırken barajda duran Lens'in depar atıp tekrar asistçiliğe soyunması ve Emenike'nin doğru yerde bulunup golü atması.
Fenerbahçe kariyerinde ilk defa üç gollük bir katkıya soyunan Emenike'nin yine, 'kesin vurur' denirken vurmayıp pas verişi ve Sow'un tüm dişlerini gösteren gol sevincini hatırlatması.
İsmail'in 'çekilin ben doktorum' misali soldan inip Volkan'ı itip topu doksana takması.
Dünya varmış dedi Fenerbahçeliler...
Fenerbahçe Kayseri ve Bursa maçlarında belki dün gece oynadığından daha hırslı oynadı ama topu içeri sokamadı.
Advocaat ideal 11'i arıyor ve Robin Van Persie'ye haklı olarak bir yer bulamıyor. İsim büyük çok büyük ama Emenike ve Sow daha etkili...Fenerbahçe kopya goller yiyor. Rakip topa vururken, oyuncunun etrafına hayali bir pergelle 1 metre yarı çapında bir daire çizsek (1 çok diyen yarım metre de çizebilir) orada onu rahatsız eden bir savunmacı olmalı. Dün de defans benzer rahat vuruş imkanı verdi... Advocaat cüzdanı unuttuğu için bir gece Samandıra'ya dönse ve bu ışıklar niye açık diye sorsa "Salih çalışıyor" cevabını almalı. Çünkü sahada izlenmesi en keyif veren oyuncuların başında Salih geliyor.
Yol uzun, bu maçın morali uzun bir seriyi başlatmalı. Eylül ve Ekim ayında şampiyon olunmaz şampiyonluk da kaçırılmaz. Bu da unutulmalı...
16 Eylül 2016 Cuma
Fenerbahçe kahramanlarını arıyor...
Fenerbahçe'de oynayan futbolcular içinde sorumluluk alıp kahraman olmak isteyen kim var ?
Belki beceri noksanlığının ortaya çıkacağı korkusu, belki hata yaparsam tepki alırım ( iç saha maçlarında dalga dalga yayılan kendi oyuncusunu alkışla,ıslıkla protesto gerçeği ) korkusu, belki rahatımı niye bozayım düşüncesi, belki hepsinden biraz...
Fenerbahçe kazanamıyorsa ve bu durum bir büyük takımın tahammül sınırlarını aştıysa gözlerimiz çimler üzerinde bir kaç kahraman arıyor.
Simon Kjaer'in bu role soyunması ve bir utanç gecesini bir iki derece aşağıya çekebilmesine teşekkür borçluyuz.
Ancelotti'nin Quite Leadership kitabında Cristiano Ronaldo "beni tutan rakibimden daha hızlı koşmadıktan, beni tutan rakibimden daha yükseğe zıplamadıktan sonra 4-4-2, 3-5-2 gibi taktiklerin fazla bir önemi yok' diyor.
Ülkemiz futbolunda iş disiplinine kahramanlık diyoruz. Üzgünüm ben de aynı hatayı yapıyorum.
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Mavi Karanlık
Ligin ilk maçında, ıssız tribünler önünde dahi olsa Fenerbahçe'nin Kayserispor'u yenmesinden daha doğal ne olabilirdi ? Belki Robin v.Persie bu maçta beklenen gollerinden bir kaçını atacaktı, kalecinin uçup da kurtaramayacağı, direk dibine giden goller. Belki de Emenike'yi iki kişi yıkamayacak, golden sonra taklalar atacaktı. Stoch iki kişiden minik adımlar ile sıyrılıp okul açıktaki örümceklerin korkulu rüyası olacaktı. Olmadı.
Fenerbahçe defans hattında üç değişlik yapmasının bedelini bu maçta pahallı ödedi. Duran top savunmasında Mehmet Topal'ın olmamasını da.
Maça Kayserispor diri ve sert başladı. Sertliğin futbol dışı olan bölümünde gezinmeye başladıkları andaysa hakemden kart yerine bol bol uyarı aldılar.
Welliton'un golünde, Fenerbahçe'nin adam paylaşamama hatası kadar Brezilyalının kafa vuruşunun akıllı olduğunu da kabul etmek gerek.
Pirlo biyografisinde Lyonlu Juninho'nun frikiklerini çok beğendiğini, kasetlerini alıp izlediğini ve onun gibi vurmak için sürekli çalıştığını anlatır. Kjaer de topun başına sanki Van Hooijdonk frikiklerini çalışmış bir edayla geçti. Çalışmış mı bilinmez ama onun kadar güzel vurdu. 1-1 oldu.
![]() |
Kırmızı kart doğru muydu ? Öncelikle 3-4 saniye içinde iki takdir(!) hakkını Fenerbahçe aleyhine kullandığı için çok cesur karşılanacağını, MHK ve medyadaki eski hakemlerden "aferin Serkan böyle gördüğünü çal" övgüsünü alacağını belirtelim. Yıllar önce bir Fenerbahçe-Kayserispor maçında takdir hakkını Fenerbahçe için kullanan Hakan Sivriservi'nin başına gelenleri eminim Serkan Çınar hatırlıyordur.
Tribünden de, TV'den izlediğimde kartın haksız olduğunu düşündüm. Ancak tribünden izlediğimde Wellinton kendini attı demiştim. Televizyondan izleyince bir temas da olduğunu gördüm. Yine de karar ağırdı.
10 kişi kalan Fenerbahçe Ozan ile golü bulup 2-1 yaptı. Gol attığı için değil , dünkü sorumluluk alan haliyle Ozan Fenerbahçe kariyerinin en iyi maçını oynadı.
O dakikaya kadar 3 al 1 öde kampanyasında sarı kartı 1 taneyle atlatan Kayserisporlu Deniz'in güzel ortasında kale sahası içinden Wellinton bomboş vurdu ve 2-2 yaptı. Bu kadar yakın mesafeden vurulan kafa için kaleciye suç bulunmaz ama ülkenin 1 numaralı kalecisi olan Volkan formda günlerinde bu topa çıkardı veya yere vursa da çıkarırdı diyenler de haklıdır.
Eksik Fenerbahçe ikinci yarıda golü bulmak için elinden geleni gayreti gösterdi. Misal Stoch'un vuruşunda örümcek ağlarını kurtaran kaleci Ahamada'nın nefis kurtarışı oldu.
Maçın son dakikasında Kayserispor verkaçlar ile güzel bir atak geliştirdi. Ufuk'u kovalaması gereken Ozan ve Van der Wiel pilleri bitmiş bir görüntüyle göz ucuyla takiple yetindiler ve ligde ikinci maçına çıkan Ufuk kariyerinin ilk süper lig golünü attı ve skoru 2-3'e getirdi.
Tribünler boşalırken, Van Persie gibi bir adamdan geleni kabul etmemek olmaz diyen Alper skoru 3-3 yaptı. Erken çıkmamak, pes etmemek gerek... Son atak gol olsa belki de sıradan maç "tarihi" olabilirdi, olmadı.
**
Fenerbahçe'nin sahasındaki son 3-3'lük maç Beşiktaş maçıydı, Fenerbahçe yine 10 kişi oynamıştı ancak dün geceden farkı sahayı alkışlarla terk etmişti. Fenerbahçe'de o heyecan ve çok daha önemlisi tahammül yok.
Tüm sorunlardan bağımsız, Fenerbahçe son 15 yılda kötü oynadığı veya kaybettiği dönemlerde dahi fiziken sahada kaybolmadı. Bu sezon başlangıcında böyle bir sinyal veriyor. Dirk Advocaat'ın çözmesi gereken ilk sorun bu olacak. Hala dünyanın en büyük faal golcüleri arasında sayılan Van Persie'den faydalanmak da ikinci sırada. Bunları çözebilirse sıradaki sorunların bir kısmı sorun olmaktan çıkabilir.
**
Fenerbahçe sahasındaki ilk maçta puan kaybettiği gece Vedat Türkali vefat etmiş. Siyasi görüşlerine katılmam ama Mavi Karanlık okuduğum en iyi yerli romanlardandır. Fenerbahçe ile alakası yok, kafa dağıtmak için...
4 Ağustos 2016 Perşembe
Acemilik ve kadersizlik çoğu zaman dosttur.
Fenerbahçe iki golü yediğinde henüz rakip kaleci yüzünü göstermemiş, Fenerbahçe sahaya yerleşememiş ve 3-4 pası yapamamış durumdaydı. Sanki sahada milli takımlarında defalarca oynayan oyuncular değil 10 tane Paf takımı futbolcusu vardı. 10 derken hata yok, Fenerbahçe'nin, inanılmaz bir şekilde sahada aklıyla kalan tek oyuncusu Emenike'ydi !
İkinci yarıda Fenerbahçe hangi şokla bilinmez futbolu hatırladı. Emenike'nin direkten dönen şutunun 'ah bu kaçar mı' yorumu bitmeden golü geldi. Artık her şey eşitti, hakem hariç ! 1 dakika içinde iki penaltıyı göremeyerek adeta UEFA'nın resmi görüşünü yansıtıyordu. Fenerbahçe'nin ilk Monaco maçındaki hatalar, Başakşehir'e verilmeyen penaltı tesadüfle açıklanmayacak olaylar...
2-1'den sonra Fenerbahçe oyunu rölantiye alıp kendi sahasında top çevirirken Josef kapasitesinin üzerinde bir işle uzun top yapıp kaptırdı, o top döndü Germain Mecnurvari bir şekilde topu yere vurdurarak golü attı,3-1 yaptı.
3-2 ve 2-2 turu atlatacak skorlardı ama sanki kimse bunu bilmiyordu.
3-1'den sonra maçın en acı anları yaşandı. Fenerbahçe skora hiçbir tepki gösteremedi ! Vitor Hocanın ilk defa Josefi oyundan alması dışında olumlu ne diyebiliriz ? Ozan'ın adam kovalamaktan kaçınmasını, Fernandao'nun takıma sanki soruları çalıp katılmış havasını, Salih'in gayretine rağmen güçsüzlüğünü ve takımın genelimin karakter koyamamasını seyretmek sevenlerine çok zor geldi...
Kabul etmek gerekir, Türk takımları Şampiyonlar Ligi kıvamında değil.
Avrupa Liginde devam etmek Fenerbahçe'nin puan toplaması açısından daha hayırlı olabilir. Ama Fenerbahçe herhalukarda kural tanımaz, kibirli Fransız'ları eleyebilirdi.
Fenerbahçe Avrupa Ligine kalır mı ? kalır. Peki Vitor Pereira ? Bilemiyoruz.
Fenerbahçe ön elemeyi geçemediği yıllarda yapılabilecek her acemiliği yapıp bazı hatalarda ikinci tura geçti...Lütfügillerce, doğrudan Şampiyonlar Ligine ( bir tane de Avrupa Ligi) kalma haklarının da çalındığını unutmayalım. Şimdi UEFA'da lütfügiller maskesinde...
Avrupa Liginde devam ve ligde şampiyonluk labirentten tek çıkış yolu. Enseyi karartmamak gerek.
28 Temmuz 2016 Perşembe
Fenerbahçe görüntüyü durağandan pozitife aldı.
Monaco maçı başlamadan 15 dakika önce Fenerbahçe camiasını en iyi tanımlayacak cümle bir 'Futbol beklentisizliği' olurdu. Bitmemiş transferler, tribünde oturan ilk 11'in yarısı , geçen yılki Ön eleme maçlarındaki vasat futbol, dolmamış tribünler...
Salih'in direkten dışarı giden şutu futbol adına görüntünün durağandan pozitife çevrilme işaretiydi.
İspanyol hakem bu karambolde kesin faul vardır diyerek Fenerbahçe'nin ilk golünü saymadı. Tek tek bakınca kalecinin üstüne düşen kendi oyuncusuydu ve gol nizamiydi.
Tecrübeli futbolseverler rakipte kaleci değişikliğini sevmezler, (ah Hilario) ama dün gece o klişe yıkıldı.
"Bu saatten sonra bu adamdan bir şey beklenmez" denen futbol klişesi de Emenike tarafından yıkıldı. Kendine gelen topta yıkılmadı (bizim ligde bu pozisyona faul çalınır) kalecinin göğüs kafesinden dönen bir şut çekmesi beklenirken serinkanlı bir çalım ve golü attı.
Fenerbahçe'nin yediği golde pozisyon ofsayt, gelişimi şansızlıktı.
Ertuğrul hem iyi bir kaleci hem de kaliteli bir sporcu. "Fenerbahçe Ertuğrul ile kazandı, Ertuğrul duvar ördü, Fenerbahçe yatsın kalksın Ertuğrul'a dua etsin, her şeyi yaptılar Ertuğrul'u aşamadılar" başlıklarını görmek sürpriz olmayacak !
Özlemi çekilen, bitirici pas, adam eksiltme, top kontrolü ve o hareketi nasıl yaptı yahu sözlerine cevap olarak dönen Salih bu yılın en iyi oyuncusu olur. Allah sakatlık vermesin ! Ancak bu Salih'e rağmen bir orta saha ihtiyacı daha bariz.
Emenike'nin 2.golü öncesi Salih kaliteli bir kontrol yaptı, Van der Wiel kaliteli bir pas verdi ( hayır o orta değildi), Emenike bu ortayı asiste çevirip nefis vurdu.
Yaz tatilini amcasının börekçi dükkanında çalışarak geçirmiş görüntüsü veren Fernandao hariç takımda vasat altı kalan oyuncu olmadı. 3-5-2'nin üçlüsü sezonun ip üstünde elinde ağırlık ile yürüyecek olanları. Dün gece hatasıza yakın oynadılar.
Fenerbahçe etkili oynadı, kuvvetli gözüktü, ikinci yarının ilk dakikaları hariç oyundan kopup rakibe umut vermedi. Evet takviye ihtiyacı var, zamana da ihtiyacı var.
Fransa'daki maç daha yüksek tempoda oynanacaktır. Dün geceden sonra o maça umutsuz bakılmaz.
2 Mayıs 2016 Pazartesi
İskender Kebap
Fenerbahçe'nin 1-0, 2-1 kazandığı maçlar, taraftarına, İskender kebap yemeyi beklerken salata ile yetinmiş gibisinden bir tokluk hissi verir. Fenerbahçe'nin İskender kebabı en az 3 gollü galibiyetlerdir.
Aykut Kocaman'ın, Alex de Souza'nın sevilme nedenleri de sadece attıkları gol sayıları değildir. Aykut Kocaman'ın Altay'a, 96'da Kocaelispor'a attığı gibi ustalık, Alex'in 2011'de Ankaragücü'ne attığı aşırtma gibi zeka dolu vuruşlar onlarca gole bedeldir.
Peki ne oldu da Fenerbahçe son haftalarda bol ve şık goller atar hale geldi ? Vitor Pereira son düzlükte de olsa çok doğru bir iş yaparak 4-4-2 oynamaya karar verdi. Nani de ciğer ve hüner sergileme işinde becerisini göstermeye başladı. Nani'nin Fenerbahçe'ye gelen en verimsiz 10 numara Diego'nun elindeki işleri devralması, formayı hak eden Volkan ve Alper'e de kanatlarda yer açtı.
"Fenerbahçe son haftalarda zayıf takımlar ile oynadı, oynanan futbol aldatmasın" diyenler haklı, "Fenerbahçe zaten büyük maçlarda iyi oynadı, zayıf rakiplere karşı puan dağıttı" diyenler daha haklı diyebiliriz. "Daha önce neden denemedik ?" sorusuysa çok haklı ve cevapsız bir sorudur...
Dün gece özeline Kjaer ile başlamazsak ayıp olur. Oynadığı futbol ve hırsının yanında vücut dili ve jestleriyle de mükemmel bir sporcu olan Kjaer saha içinde liderlik de yaparak "tam kaptan olacak adam" dedirtiyor. Yere düşen bir rakibi kaldırması, hakeme haklısın diyerek göz kırpması, doğru müdahale yapan arkadaşını alkışlaması, gördüğü bir hatayı arkadaşına anlatması... Saha içinde liderleriniz varsa sorunları çoğu zaman hocaya gerek kalmadan da çözebilirsiniz...
Robin Van Persie de "Arkadaşlar, bakın ben sizlerden şöyle bir pas bekliyorum. Kjaer sen geç arka direğe göstereyim" demiş gibi ona bir pas çıkardı ve Fenerbahçe'nin ilk golü geldi. Luciano, Lugano, Uche, Högh hatta Egemen gibi , rakiplerin "ya o adamın orada ne iş var" diye isyan ettiği, rakip ceza sahasında kendi ceza alanındaki kadar süre geçirip, iş bitiren adamlara özlem çok fazla.
Fenerbahçe'nin ikinci golü tam Saracoğlu çimlerinin "üzerimize böyle adamlar bassın" dediği tarzdaydı. Yukarıda anlattığımız Aykut, Alex tarzı nefis bir gol attı Robin Van Persie. Sonra 500. maçı şerefine bir gol de kafayla attı.
Belki, 2 hafta önce onu ıslıklayanlar hatalarını anlamışlardır. Futbolcuyu protesto etmenin yeri tribündür diyorsanız bunu yapmanın yolları içinde en son sırada oyuncuya top geldiğinde, rakip tribün gibi ıslıklamak vardır. İsimlerin önemi yok. Futbolun dan zerre hoşlanmayanların bile ıslıklanan Diego'nun adını bağırması Fenerbahçe'de hala aklın üstüne olduğunu göstermesi bakımında kıymetlidir.
Fenerbahçe rahat oynadı, üstün oynadı, 3-0 kazandı.
Soslu, pideli, yoğurtlu İskender'i taraftarına yedirdi.
Beşiktaş'ın önündeki Galatasaray, Osmanlı, Konya serisinden Fenerbahçe 2 puan çıkartabilmişti.
Fenerbahçe o tarafla ilgilenmesin, 3 defa daha İskender kebap yedirsin.
Caddedeki o uzun yürüyüşte kilolar verilir...
![]() |
| 1.5 rica edeyim ! |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Öteden beri Varlık yayınlarını severim,biriktiririm... Somerset Maugham'ın Tehlikeli Geçit kitabını okumamın en bilimsel açıklamasıys...
-
Ankara'da yarım asırdır aynı mahallede aynı evdeyiz. Çok değişti. Çok değişti ama yine de ilkokul yıllarımdaki apartmanların çoğu dur...
-
Türk Dil Kurumu "sirayet" için şöyle diyor: (sira:yet), Arapça sirāyet 1. isim Hastalık başkalarına geçme, bulaşma: ...




