8 Temmuz 2018 Pazar

Yıkılmayan Son Kale: Ankara, Aspava, Fenerbahçe...

Ankara'da yarım asırdır aynı mahallede aynı evdeyiz.
Çok değişti. Çok değişti ama yine de ilkokul yıllarımdaki apartmanların çoğu duruyor.

Bizim evi merkez alıp 2-3 km çaplı bir daire çizsek, çoğu apartmanı, sokağı ilkokul, orta, lisede beraber okuduğum arkadaşlarımın adıyla hatırlıyorum. Sinan'ın mahallesi, Selim'in evi, Güliz'in sokağı vs... O 2-3 kilometrelik dairenin içinde her bir apartmanı, arka ve ön bahçesini bilirim dersem iddialı olacak ama iddialıyım...

Maç yaptığımız, devrede kale değişimi şart olan, hafif yokuş aşağı  arsalar, uzun yıllardır kocaman apartmanlara altlık yapıyorlar. Bazı sokakların adı değişti, bizim sokağın hem adı değişti, hem caddeye terfi oldu !

Çocukluğumdaki dükkanların çoğu da börekçi, ev yemekleri, fatura ödeme merkezi, telefon kılıfçısı gibi ben ilkokuldayken var olmayan hizmetleri sunan yerlere dönüştü.

İstisnalar var. Konu da onlardan biriyle ilgili.

Meraklısına bahsettiğim yer A.Ayrancı.
Ankaralı olmayanlar için A.Ayrancı "Aşağı Ayrancı" demek :-)

Eskiden burada ayran satan dükkan varmış adı oradan geliyor dense de, Rumlara "ayrancı" dendiği, bir zamanlar buraların bağlık bahçelik olduğu, Rumların oturduğu ve adın oradan geldiği de söylenir. İkincisi daha akla yatkın...Neyse...

Güvenlik Caddesi ile Güven sokağın kesiştiği köşede kendimi bildim bileli, Ankara'da adına çokça rastlanan, tamamı "taklitlerimizden sakının" diyen kebapçılarından biri vardı: ASPAVA



Aspava'nın yanında bambaşka bir yazı hatta film konusu olabilecek UH-ER plak, onun yanında da Hülya Pastanesi...

UH-ER'in sahipleri bir baba oğuldu. Vitrine "Emel Sayın geldi" yazılan yıllar. İşin sahibi olan genç arkadaşa Foreigner-3 plağını ısmarlayabilirdiniz ve orijinal plağı getirirdi. Kaset doldurturken A yüzü son parçası için fikir de verirdi. Baba ise Foreigner'a yabancı ama Samime Sanay'ın son LP'ine hakimdi... 

Yanlarındaki Hülya Pastahanesi dondurması, pastalarıyla ailenizin yeriydi. 

Bir yaz akşamı "hadi dondurma yemeğe gidelim" denince gidilen, buzluktan çıkardığı metal kaplara koyduğu dondurmayı, bir kedi dilini üstüne saplayarak, ucu küt tatlı kaşığıyla getiren bir müesseseydi. Ama...

O "ama" ya geleceğiz.

Aspava'nın yan apartmanın altında Nil Bonmarşe, Arzum Manav ve Balıkçı, Güven kırtasiye (Copy Center olarak yaşamına ikinci kuşak ile devam ediyor !) ve bir fotoğraf stüdyosu vardı. Fotoğraf stüdyosunun vitrininde renkli bir gelin, bir kaç çocuk, bir kaç mezuniyet ve bir esmer kız fotoğrafı dururdu. Esmer kız bizim okuldandı ve çok beğenirdim, fotoğrafçının önünde oyalanırdım...Fotoğrafçı daha sonra başka bir yerde beyaz eşya bayisi oldu.

Hülya Pastahanesi için "ama" dedik ona dönelim...

Ankara'da Fenerbahçeli olmak zordur.

Senede bir maç izlersiniz.
O sene iki olmuş, Cumhurbaşkanlığında Trabzonspor ile oynuyoruz.
8 ile 16 yaş arasında, 8 senede 6  Trabzon şampiyonluğu gördüğümüz travmatik bir dönem... Bizim kuşağın Fenerbahçeliliğini hangi kelimelerle övsek azdır !

Cumhurbaşkanlığı Kupası Trabzon'a kaybedilmiş.
Kafamızda Fenerbahçe şapkaları, okula dönen Hababam Sınıfı misali mahalleye dönüyoruz.

Bir arkadaşımın abisi, "Hülya Pastanesine sakın bakmayın" dedi ama o öyle deyince baktık. Sahibinden komisine sırıtarak tek sıra dizilmişler, "ceçmiş olsin" dediler. 

Fenerbahçe'nin 83 şampiyonluğunda, az önce bir yan apartmanda diye bahsettiğim Arzum manavın girişimiyle dev bir Fenerbahçe bayrağı, caddeye sarkacak şekilde, iki apartmanın arasına ip gerilerek asıldı. O manavın içinde çerçevelenmiş bir Fenerbahçe posteri vardı. Her yıl posteri yenilerdi. Meyve konu olunca babam anneme "bizim manavdan alın" derdi... Güzel günlerdi...


Bu yazı için internette dolaşırken bulduğum bu fotoğraf güzel bir sürpriz oldu !
Fenerbahçe 1982-83
Dönelim Aspava Kebapçısına...

Harçlık alıp "fazla uzağa gitmeyin" tembihini aldığımız ilk dışarı çıkışlarımızda Aspava ilk durağımız olmuştu. Bazen  pazar günleri pişmesi için tepsiyle yemek götürür, beklerken birer lahmacun yerdik.

Evlere sipariş içinde ilk adresti. Her biri 1-2 ay çalışan çıraklar, kollarında sepet salana salana eve siparişi getirir, gecikirse babam balkona çıkar, sağa sola bakar, çırak olduğunu anladığı çocuğu tespit eder  "Pişşt oğlum burası burası" diye seslenirdi. Az önce dediğim gibi çıraklar çok değişirdi :)

Aspava'nın yemekleri her daim 10 üzerinden 7-7,5 oldu. 
6'ya düşmedi, 8'e çıkmadı...

Ramazan'da özel pide çıkarırdı, ona 10 tam puan veririm. 

Aspava'nın en büyük avantajı hiç değişmeyen adı ve hala ezberimdeki telefon numarası oldu: 428 24 21. Girişte sağ tarafta kasada duran, sahibi olduğunu tahmin ettiğim abi "buyuruun Aspava" diye o telefonu açardı. Bu arada telefonu jetonluydu. Bir telefon edebilir miyim dediğinizde parayı verip bir metal jeton alırdınız. Jeton sürgülü hazneye konur yana çekilir, trınk eder ve sanırım 3 dakika konuşurdunuz. 

Aspava'nın duvarında ve tepede bir güreşçi fotoğrafı vardı. Sanırım sahibinin babasıydı, niye sormadım veya sordum da unuttum mu bilemiyorum...Boğaz Köprüsü, Atatürk gibi diğer fotoğraflar duvarları süslerdi...Kaldırıma taşan küçük bahçesinde şırıl şırıl bir süs havuzu var mıydı orası başka bir kebapçı mıydı net hatırlamıyorum.

Bilgi olarak, Aspava'nın olduğu apartmanda Necmettin Erbakan otururdu. Kapıda sadece bir güvenlik dururdu, o kadar. 80 öncesi evin önünde gösteri oldu, silah atıldı, bomba kondu vs ama 1 güvenlik değişmedi. Erbakan'ın kızı benden bir yaş büyüktü ve bizim ilk okuldaydı... Siyasetçiler ile sokakta karşılaştığımız yıllar, şimdi tuhaf geliyor... 

Üniversite yıllarımızda bizim evde ders çalışırken pizza sipariş edelim dersek, tüm zamanların en iyi pizzacılarından "Tadım", kebap diyorsak ASPAVA ilk seçenekler olurdu. "Şimdi siparişinizi tekrar ediyorum, 3 kıymalı, 2 kaşarlı pide, 3 ayran 2 de kola. Kaşarlılara yumurta kıralım mı ?" 

Kağıda sarılı pideler 15 dakikaya kapıda, Linear Algebra kitabı yana çekilmiş, "örtüye gerek yok abi" repliği ve annemin sabah "oğlum pide mi yediniz yine ?" azarı...

Nick Hornby'nine efsane kitabı Fever Picth'ın (Futbol ateşi olarak Bağış Erten çevirmişti) şu bölümü okuduğumda aklıma elbette Fenerbahçe ve bizim Aspava gelmişti.



Bizim mahallede de Urfa sofrası, Kilis mutfağı, Gümbet balıkçısı, Emine nine ev yemekleri, Kurabiye Cafe, Aslı Börek gibi klasik adalarla onlarca yer açıldı... 

Geçen hafta Ankara'ya kısa bir ziyaret yaptım. 

Aspava kapanmış....En son ne zaman yedim hatırlamıyorum ama üzüldüm. Mahallenin son kalelerindendi...




ASPAVA'nın açılımı için Allah sağlık para versin, amin derler... 

Amin !

3 yorum:

  1. Harika yazı. Çocukluğuma gittim. Benzer cümleleri Küçükesat veya Tunalı Hilmi için kurabilirim. Üstelik Ankara’da ESES’li olmak daha da zordur :)

    Bir ara mahalle maçı yapalım :)

    YanıtlaSil
  2. eline saglik, aspava yi ben Allah saglik para ask versin amin diye biliyorum.hemen guven sokak dan yukari guvenevlerine cikanca gulden sokagin kosedeki 2 nolu apartman da 40 yil .dedigin gibi oralari avucumuz ici gibi biliriz her sokak ve kosebasinda bir hatira mevcut.mesela sizin aysegul gungen ler otururdu erbakan haricinde dogru mu.

    YanıtlaSil
  3. Aşkı unutmuşsunuz.
    ASPAVA=Allah Sağlık Para Aşk Versin Amin.

    YanıtlaSil